HARİTA

Karagöz Evi Müzesi

Karagöz ve Hacivat gerçekten yaşadı mı? Karagöz ve Hacivat’ın yaşamış gerçek kişiler olup olmadığı bir tartışma konusudur. Gölge oyununun bu iki kahramanı halkın gönlünde yüzyıllarca öyle yerleşmişlerdir ki, halk onları gerçekten yaşamış kişiler olarak görmek istemiştir. Bu nedenle bazı söylencelerle onların gerçekten yaşadıkları ileri sürülmüştür. Bu söylencelerden biri; Sultan Orhan devrinde Karagöz’ün demirci, Hacivat’ın da duvarcı olduğu, Bursa’da bir camii inşasında çalıştıkları, söyleşmeleri ile öteki işçileri oyaladıkları, bu yüzden camii yapımının gecikmesi üzerine sultanın onları ölümle cezalandırdığı şeklindedir. Ancak Sultan, bir süre sonra iç acısı çekmeye başlar. Padişahın acısını dindirmek isteyen Şeyh Kûşteri, bir perde kurdurarak Hacivat’la Karagöz’ün deriden yapılmış tasvirlerini perde arkasında oynatıp onların şakalarını tekrarlayarak padişahı avutur. Bu söylencenin dört çeşitlemesi vardır. İkinci söylentiyi Evliya Çelebi’de buluyoruz: Ona göre, (Hacivat) Hacı İvaz, Selçuklular çağında Mekke’den Bursa’ya gidip gelen Yorkça Halil adıyla da anılan tanınmış biriydi. Karagöz ise İstanbul Tekfuru, Konstantin’in seyisiydi. Sofyozlu Bali Çelebi olarak da anılırdı. Yılda bir kez, Tekfur kendisini Selçuklu Sultanına gönderirdi. O da bu ziyaretleri sırasında Hacivat ile buluşup sohbet ederdi. Hayal-i Zilli (Hayal Oyunu) sanatçıları da onların söyleşmelerini gölge oyunu olarak oynatırlardı. Nitekim günümüze dek Karagöz’ün gerçek veya yapıntı bir kişi olup olmadığına dair basında uzunca tartışmalar olmuş. Bu tartışmalardan birinde Filibeli Mithat Bey’in Bursa Belediye Başkanı Muhittin Bey’e bir mektubu yayınlanmıştır. Mektup sahibi 1333 yılında Hisar’daki Ortapazar Medresesi kitaplığında, “Hayat ve Menakıb-i Kara Oğuz ve Hacı Ehvad” adında bir kitabın bulunduğunu, sonra bir yangında yanmış olduğunu belirtir. Mektubun devamında Karagöz’ün Orhaneli Karakeçili aşiretinden “Kara Oğuz” adını taşıyan bir köylü olduğu, fakat bu adın daha sonra “Kara Öküz”e çevrildiği, arkadaşı “Hacı Ahvad” ile birlikte düzenledikleri oyunların Şeyh Küşteri’nin ilgisini çektiğini ve “Kara Öküz”ü “Karagöz”e çevirdiğini ileri sürer. Bu söylenceler arasında bir de Hacivat’ın “Hacı İvad Paşa” olduğu yolunda bir görüş vardır. Bir başka söylenceye göre ise Türkler “Karagöz”ü “Karakuş”tan bozmuşlardır. Karakuş, üzerine çeşitli halk hikayeleri, fıkralar üretilmiş olan Selahaddin-i Eyyubi’nin subaylarından ve devlet adamlarından olan Bahaeddin Karakuş’tur. Bursa Kadı Sicilleri üzerinde uzun yıllar araştırma yapan Araştırmacı Yazar Kamil Kepecioğlu rastladığı 1507 tarihli bir belgede, “Abdullah oğlu Karagöz adlı bir kişinin Pirinç Hanı’nın tuğla ve kiremitleri sağlamakla görevli olup, bu işi teslim etmeden öldüğünün yazılı olduğunu belirtir. Bu nedenle belgede geçen Karagöz’ün, gölge oyununa kaynak olan Karagöz olabileceğini savunur. Kaynak: Metin And “Geleneksel Türk Tiyatrosu” Raif Kaplanoğlu

Bir Cevap Yazın

Bursa Hakkında Bursa Hakkında Bursa Foto�raflar� Tan�t�m Filmleri
Belediye Projeleri bursa doğa turizmi Bursa Fuarları bursa inanç turizmi bursa kültür sanat mekanları bursa müzeleri Bursa Parkları bursa piknik alanları bursa tarihi camiler bursa tarihi türbeler bursa tarihi yerler Bursa Vizyondaki Filmler Bursa İlçeleri Cafeler düğün salonları güzellik merkezleri Hanlar inegöl mobilya fuarı inşaat Klasik Ev Mobilyası Kültür Merkezleri mobilyacılar Mobilya Dekorasyon Fuarı mobilya fuarı Modern Ev Mobilyası Modern Koltuk müzeler Nilüfer İlçesi osmangazi ilçesi oturma grupları Restoranlar sektörel mekanlar sinemalar Sosyal Tesisler tarihi camiler tarihi yerler Tarihi Çarşılar türbeler yapı yaşam fuarı yatak odaları Yatak Odası yemek odaları Yemek Odası yıldırım ilçesi İnegöl Mobilyası